bankacılık

In 2018, Digital and Mobile Payment Systems in Turkey

I presented “Digital and Mobile Payment Systems in Turkey” in “Understanding FinTech in Islamic Finance Workshop” on February 20-21 2018 at Marmara Taksim Hotel, Istanbul

4. Sektörlere etkisi ve fırsatlar

Blockchain teknolojisi tüm dünyayı değiştirecek güçte geliyor. 1995’te internet ve sonrasında mobil teknolojilerin şirketinize ve endüstrinize sunduğu fırsatları ve tehditleri anlasaydınız, ne yapardınız? Bugün benzeri bir yol ayrımı ve rampa başındayız!

Finans sektörü, bankacılık ve ödemeler alanları sadece Blockchain ‘den etkilenecek diye düşünenlere kötü bir haberimiz var. Internet iletişim, medya, içerik, müzik, turizm ve perakende gibi birçok sektöre ne yaptıysa önümüzdeki 5-10 sene içinde (aşağıdaki Gartner ‘in her yıl düzenlediği gelişmekte olan teknolojiler hype döngüsünde görebilirsiniz) Blockchain 150 ‘ye yakın sektörü aynı şekilde temelinden etkileyecek.

Hayatımıza ilk olarak Bitcoin ve diğer kripto para birimleriyle giren Blockchain’in asıl özelliği, global ölçekte çok yüksek hacimdeki dijital işlemi, konumdan bağımsız biçimde otomatik olarak kayıt altına alıp doğrulayan herkese açık bir kayıt defteri olması. Bitcoin’in kısa sürede elde ettiği popülarite, Blockchain’in işlevselliğinin kanıtlarından sadece biri.İşlem bilgilerinin şeffaf ve doğrulanabilir, dijital bir kayıt defterinde tutulmasının işe yaracağı kullanım senaryoları sadece hayal gücüyle sınırlı.

Üstelik Blockchain’in merkezi olmayan, dağıtık bir yapıdaki platformu sayesinde idari bir gözetleyiciye ihtiyaç duymaksızın sahteciliğin ve hırsızlığın önlemesi de onu her sektör için ideal hale getiriyor.

CB Insights tarafından da yayınlanan, Blockchain ‘in temelden etkileyeceği ve dönüşüme karşı konulamayacak 30 sektörü aktararak başlayalım. Etkilenecek diğer sektörleri de zaman için örnek ve önerileri ile tekrar paylaşmayı hedefliyorum.

1. Bankacılık

Decentralized (merkezi olmayan dağıtık merkezler) olarak anlattığımız modelde; merkez bankaları devletler tarafından verilen lisans ve yetkiler ile para basma, mevduat toplama ve topladıkları paranın çok daha fazla katını (belli miktarını kaynak olarak tutmaları ve merkez bankalarına yatırmaları gerekiyor) kredi olarak dağıtan küresel silo/depo, transfer ve takas merkezi olarak çalıştığını görüyoruz.

Dijitalleştirilmiş, güvenli / şifreli, müdahale ve suiistimallerden mutlak surette korunan ağ üzerindeki tüm defterlere kayıt yazan, onaylayan ve geçerliliği kontrolü olan Blockchain aynı işlevi yerine getirirken, finansal hizmetler ekosistemine daha yüksek doğruluk ve bilgi paylaşımı gibi fonksiyonlar oluşturacak.

İsviçre’nin en büyük banka grubu UBS ve İngiltere merkezli Barclays’in Blockchain yapısına ciddi yatırım yaptığını biliyoruz. Yatırımlarının ana sebebi arka ofis fonksiyonlarını hızlandırmak istiyorlar. Bu konuda edindiğim bilgi, proje örnekleri ve gelişmeleri sizlere farklı bir blog yazısında aktaracağım.

Araştırma şirketlerine göre bankacılık sektörünün aracıları ortadan kaldırması ile 20 milyar dolara yakın tasarruf elde edebileceği öngörülüyor.

Örnekler: Birçok banka, finans grubu ve servis şirketi blockchain yapılarına ve girişimlerine yatırım yapıyor.

  • * En güzel ve güncel örnek olarak R3 CEV (www.r3.net) ‘i verebiliriz; 80+ üzerinde konsorsiyum bankası, düzenleyici ve teknoloji şirketi tarafından destekleniyor.
  • * Tüm bu paydaşların desteği ile “Corda (www.corda.net)” adında finans pazarının yeni “işletim sistemi” ve “sürtünmesiz e-ticaret” platformu dizayn edildi ve ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.

 

2. Ödeme ve Para Transferleri

Mevcut Finans sisteminde 2 kişi (kurum-kurum, kurum-kişi) arasında para gönderilebilmesi için en azından bir tarafın Finans sistemine kayıtlı hesabı, medya (kart, cüzdan, vb.) ‘sı olması ve bununla diğer tarafa para yatırarak veya bankadaki dijital parasını yollayabilir. Alan taraf ATM veya bankadan parayı hesabı olmasa da çekebilir.

* Bitcoin ile insanların finansal işlem ve basitinden para göndermek için kendini ifşa etmesi ve bir finansal kuruma tanıtması gerekmiyor. Yani iz bırakmayabiliyor. Merkezi olmadığı için itiraz (charge-back), geri dönme ve iptaller olmuyor.

* Bir kişinin Bitcoin cüzdan adresini (QRCode veya uzun bir alfa numerik hash string) bildiğiniz zaman kendi Bitcoin cüzdanınızdan (sizin de bir Bitcoin / cüzdan adresiniz var) Bitcoin göndermeniz saniyeler içinde gerçekleşir. Tüm Blockchain üzerinde onaylanması 10 dk’ları bulabilir, zira tüm paydaşlar iki kişi/kurum arasındaki Bitcoin transferini kendi defterlerine yazıyor.

Dünya Ekonomik Forumu, kirpto para birimleri gibi merkezi olmayan ödeme teknolojilerinin para transferindeki temel iş mimarisini değiştirebileceğini öngörüyor. Eğitim (tek yönlü hoca anlatıyor, öğrenciler dinliyor) gibi 150 yılı aşkın zaman diliminde sabit kalan finans sektöründe merkezi yapılara ihtiyaç ortadan kalkacak.

Blockchain yapısı ile doğrudan bir ödeme ve para akışı sağlanacak, fonu aktaran ile fonu alan sadece yurt içi değil aynı zamanda uluslar arası işlemlerde de aracısız biçimde uygun maliyet ve sürede ihtiyacı gidermiş olacak.

Örnekler:

* En güncel ve güzel örnek Ripple (www.ripple.com) olabilir. Bu konuda Türkiye ‘den de Akbank ilk entegrasyon çalışmalarına girişen banka olmuştu. Ripple ‘ın iddası 90 civarında üye (banka ve finans kurumu) – 75 tane aktif ve ticari olarak çalışır hale gelmiş durumda – arasında sürtünmesiz dünyanın her yerine para gönderme şeklinde

* Swift (www.swift.com) Blockchain yapısı ve konsorsiyumları ile tehlike çanları çalmaya başladığını anlayınca atağa kalktı. Linux foundation ‘ın Hyperledger Blockchain platformu üzerinde kendi çalışmalarını başlattı.

 

3. Siber Güvenlik

Blockchain’in kayıt defteri herkese açık olsa da, sistem içindeki veri iletişimi ileri düzey kriptografik metotlar kullanılarak gerçekleşiyor ve ardından doğrulanıyor. Böylelikle verinin her zaman doğru kaynaktan gelmesi ve arada hiç kimsenin müdahalede bulunmaması garanti altına alınıyor. Geleneksel sistemlerden çok daha güçlü bir siber koruma teknolojisine sahip olan Blockchain siber güvenlik amaçlı yaygın kullanıma ulaştığında, hack saldırılarının olasılığı kayda değer oranda azalacaktır.

Blockchain, on yıllar boyunca kriptografi ve güvenlik alanındaki araştırma ve atılımların doruk noktasıdır. Bilgiyi depolamak, işlem yapmak, işlevleri yerine getirmek ve güven tesis etmek için tamamen farklı bir yaklaşım sunar; bu da yüksek güvenlik gereksinimleri olan ve karşılıklı olarak bilinmeyen aktörlere sahip ortamlar için özellikle uygundur. Bu nedenle, Bitcoin gibi kripto para birimleri çoğu zaman değer dalgalanmalarına maruz kalsa da, 9 yıldır siber saldırılara karşı kendini korumuştur.

Örnekler:

* Guardtime (www.guardtime.com) gerçek zamanlı olarak siber saldırıları tespit eder ve hafifletir. Firma, asimetrik şifreleme ve merkezi bir Sertifika Otoritesi (CA) tarafından tutulan genel anahtarların bir önbelleği kullanan daha geleneksel Genel Anahtar Altyapısı (PKI) yerine bir Anahtar Olmayan İmza Altyapısı (KEY) oluşturmak için blok zincir kullandılar. Şirket 2016 yılında, teknolojisiyle Estonya’nın 1 milyon sağlık kayıtlarının tümünü güvence altına aldığı için inanılmaz bir dönüm noktasına ulaştı.

* Remme (www.remme.io) blok zinciriyle şifreleri görünmez hale getiriyor; Remme sayesinde işletmeler şifreleri olmadan kullanıcıları ve cihazları yetkilendirir. Bu, kimlik doğrulama sürecindeki insan faktörünü ortadan kaldırır, bu nedenle olası bir saldırı vektörüne dönüşmesini önler.

* Obsidian (www.obsidianplatform.com) sohbetlerin gizliliğini ve güvenliğini sağlar. Messenger hizmetleri günümüzde dünya genelinde büyük miktarda internet kullanımından oluşmaktadır ve bu uygulamalar zaten ödemeler için ve chat bot’lar aracılığıyla kullanıcıların ilgisini çekmek için kullanılmaktadır.

Sonuç olarak, Blockchain insan faktörünü genellikle en zayıf bağlantı olan denklemden alıp güvenlik temel kusurlarını giderecek. Dağıtılmış defter yapısını kullanarak ve tek bir hata noktası riskini ortadan kaldıran blok zincir teknolojisi, kullanıcılar için kolaylık sağlamakla birlikte uçtan uca gizlilik ve şifreleme sağlar.

 

4. Eğitim

Dünyanın neresinde olursa olsun aldığınız eğitim ve akademik mezuniyet, başarı ve onay sertifikalarının akademik ve iş dünyasında dünyanın her yerinde geçerli ve doğrulanabilir olması gerekiyor.

Tüm eğitim veren okul ve kurumlarda akademik yeterlilik belgeleri, sertifika, transkript ve diploma gibi resmi belgelerin doğrulanması halen büyük oranda manuel yapılıyor. Her öğrenci ve mezun için tek tek yapılan prosedür ve basılı doküman işleri, doğrulamada da aynı şekilde ciddi bir kaynak ve zaman kaybına neden oluyor. Blockchain çözümlerinin eğitimde kullanılması tüm akademik zincire yazılması, oluşturulması, yayınlanması ve doğrulamaların yapılarak onaylanması süreci çok daha hızlı hale gelecek, sahteciliğin ve israfın önüne geçilecek.

Blockchain bireysel, kurumsal, grup, ulusal ve uluslar arası düzeyde eğitim dünyasında uygulamalara altyapı ve servis ortamı sağlayacak bir teknolojidir. Okullar, kolejler, kurslar, üniversiteler, çevrimiçi ders ve programlar, şirket/kurum içi eğitim, staj ve çıraklık oluşturma bilgi tabanları gibi birçok bağlamda uygulamalar geliştirilecek.

Eski hiyerarşik ve tek yönlü (hoca anlatıyor öğrenci dinliyor) yapılardan ziyade, 150 yıldır değişmeyen eğitim method ve öğrenim yöntemleri teknolojinin odağı haline gelecek; güven, kurumlara değil teknolojiye ve ağın kendisine doğru hareket edecek. Aracıları ortadan kaldıran bir teknoloji ortamı geliyor.

Tüm sektörlerde olduğu gibi eğitimde de kurumsal olmak bir güven kaynağıdır: eğitim sektöründe de “markalar”‘a güvenilir. Bununla birlikte, eğitimde, teknolojinin ötesinde güven olmalı. Eğitim alanında toptan blok zinciri döneminde ziyade, hybrid bir model ile fiziksel eğitim-öğrenci interaktif ortamın korunduğu bir düzlem aranacaktır. Eğitim kurumu ve öğretmenlerin itibarı önemlidir, öğrenim yöntemleri, araştırmalar ve geliştirme bağlamındaki tüm çalışmalar kaliteli olmaya devam edecektir. Blok zinciri burada rol oynayabilir, öğretmenler, eğitimler ve öğrenciler arasında aracısız bir blok zincir düşünün, okullar, kurumlar ve kamu paydaşları işin belgelenmesi, prosedürleri, doğrulama ve onay mekanizmasını bu zincir üzerinde tamamlıyorlar.

Örnekler:

* Sony Global Education (www.sonyged.com), IBM ile ortak çalışarak, öğrencilerin kayıtlarını güvence altına almak ve paylaşmak için blok zincir üzerinde yeni bir eğitim platformu geliştirdi.

* Learning Machine ve MIT Media Lab ortaklaşa çıkardıkları Blockcerts Blockchain (www.blockcerts.org) projesi de çok önemli. Blockcerts, blok kökenli sertifikaların oluşturulması, verilmesi, görüntülenmesi ve doğrulanması için açık bir standarttır. Bu dijital kayıtlar bir blok zincir üzerinde kayıtlıdır, şifreli olarak imzalanmış, müdahaleye karşı korumalı ve paylaşıma açıktır. Hedef, bireylerin kendi resmi kayıtlarını bulundurma ve paylaşma kapasitesini kazandıran bir insiyatifi etkinleştirmektir.

 

5. Oylama Sistemleri

Bir çok ülkede her oylama için oy verenin kimliğini doğrulamak, atılan oyların güvenli biçimde merkezdeki seçim kurullarına iletilmesi, takibini sağlayarak seçimi kazananı belirleyecek güvenliği ve şeffaflığı sağlamak ciddi sıkıntı yaratıyor. Tüm bunları gerçeklemek için merkezden ve insan etkisinden kurtararak halka açık bir denetimi sağlayacak dağıtık defter yapısının oturtulması gerekiyor. Yakın gelecekte oyların kullanımı, kimlik tespiti, tekilliği, takibi ve doğru sayım için Blockchain temelli çözümler üzerinde çalışılıyor. Böylelikle oylamada yapılacak her türlü sahtecilik, israf ve şaibe ortadan kalkarken, yeniden sayım gibi gereksiz operasyonel maliyetler de ortadan kalkacak.

Oylar blok zinciri üzerinde olacağı için devletler ve seçmenlerin denetim iznine sahip olacaklar; oyların hiçbirinin değiştirilmediğine, geri döndürülmediğine, kaldırılmadığına ve gayri meşru oyların eklenmediğine emin olacaklar.

Örnekler:

* Blok zincir oy verme şirketi olan Follow My Vote (www.followmyvote.com) paydaşları ve üyeleri ile uçtan uca blok zincir oylama çözümü alfa sürümünü piyasaya sürdü.

* Güney Kore hükümeti, Blocko şirketi (www.blocko.io) tarafından Blockchain üzerinde yeni bir oy sistemi oluşturulmasını destekliyor. Blocko’nun Coinstack platformunu, oylama projeleri ve seçim sonuçlarını almak blok zinciri sistemi kurmak için çalışıyor. Bu program sayesinde vatandaşlar kendi fikirlerini önerecek, karar vericiler ve yerel hükümetler en iyi ve kazanan fikir / projeleri finanse edecek.

* Ethereum Stack Exchange kullanıcıları için bir soru – cevap ve oylama sitesidir. Platform merkezi olmayan bir uygulama platformu ve akıllı sözleşmeleri etkin hale getiren bir blok zinciridir.

* BitCongress merkezi olmayan, P2P (eşler arası), açık kaynaklı bir oylama sistemi protokolüdür. Herkesin kendi spesifik ihtiyacı için kullanabileceği veya kullanabileceği bir açık kaynak oylama protokolü olarak çalışabilir. BitCongress biraz da dahil olmak üzere şifreleme teknolojilerinin (Bitcoin, BitMessage, BitTorrent, Proof of existence / Varoluş Kanıtı ve Reddit) karışımıdır.

 

Son cümle, gelen geri bildirimler; yazılarımın çok uzun olduğu ve okunamadığı yönündeydi, o nedenle bu yazıyı 5 sektör ile noktalıyorum. Sonraki yazılarda da sektörleri beşerli olarak ele alarak aktaracağım.

Kalın sağlıcakla

Katılım Bankacılığı Enstrümanları

Önceki yazımızda İslami Finans ve ülkemizdeki adı ile Katılım Bankacılığına giriş yapmıştık. Bu yazımızda da Katılım Bankacılığının temel prensipleri ile enstrümanlarını detaylandırmaya çalışacağız.
Faizsiz (Katılım) Bankacılığının oluşturulma nedeni ve çalışırken altın kuralı “Faizsizlik Prensibi”dir.
Genel iş alanı 3 parçaya ayrılabilir:
A. Fon toplama; kâr ve zarara katılma esasına göre fon kabul etmek ve müşteriye “sabit bir getiri” taahhüt etmemek,
B. Fon kullandırma; nakit kredi vermeyip müşterinin ihtiyaç duyduğu malı satıcıdan peşin alıp kendisine vadeli satmak veya iş sahibiyle proje bazında ortaklık oluşturmaktır.
C. Geleneksel bankacılık hizmetleri (bu hizmetlerde kesinlikle faizin her çeşidinden kaçınılmalıdır)
Katilim Bankaciligi

Katilim Bankaciligi

A. Fon Toplama Yöntemleri

Özel Cari Hesaplar
* Vadesizdir,
* İstenildiğinde çekilebilir veya ekleme yapılabilir.
* Herhangi bir kâr veya zarar sonucu doğurmayan hesaplardır.
Katılma Hesapları
* Vadeli hesaplardır, kâr veya zarara katılım vardır.
* Vadesinden önce para çekilebilir, vade bozulmaz.
* Ortaklık söz konusudur.
* Önceden belirlenmiş bir getiri ödenmez.
* Ödenecek getiri vade sonunda belli olur.
* Anapara garantisi verilemez.
* Sermaye- emek (mudaraba) yapısı üzerine kuruludur.

B. Fon Kullandırma Yöntemleri

İslami Finansın temelinde riba sözcüğünün (Türkçemizde faiz olarak geçen kelimedir) kâr marjı, vade farkı veya fiyat artırımı gibi terimlerle değiştirilmesi yeterli değildir. Dolayısı ile İslami Finansta yapılandırılacak tüm enstrümanlarda ticari faliyet, ürün / mal, kâr ve zarara ortak olmak ve tabiki sermaye-emek yapısı esas alınacaktır.
Türkiye’de kullanılan İslami Finansman enstrümanlarının çoğu murabaha esasına dayanmaktadır.

1. Kurumsal ve Bireysel Finansman Desteği – Murabaha (Maliyet Artı Kar Marjlı Satış/Mark-up trading)

Katılım Bankası ile fonu kullanacak olan kurumsal / bireysel müşteri arasında düzenlenecek sözleşme dahilinde, müşterinin ihtiyaç duyduğu her türlü emtia, menkul kıymet, gayrimenkul, hak ve hizmetin peşin olarak satın alınması ve kredi müşterisinin vadeli olarak borçlandırılması işlemidir.  Bir nevi kurumlar için işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması anlamına gelir.
Bu yöntemle kullandırılacak fonlar karşılığında teminat alınması ve alım – satıma ilişkin belgenin katılım bankası ve müşteri tarafından muhafaza edilmelidir.
Murabahada banka müşterinin istemiş olduğu malı satın almakta ve satın alma fiyatına birtakım maliyetleri ve karı ekleyerek (örnek olarak malın fiyatı 100.000 TL olsun, masraflar, enflasyon ve kâr göz önüne alınarak +50% marj konularak 150.000 TL’ye) müşteriye satıp teslim etmektedir. Burada banka mülkiyetin üzerinde bulunduğu süre içerisinde gerçekleşebilecek mala ilişkin riskleri üzerinde taşımaktadır.
Murabaha yöntemiyle fon sağlamayı 9 adımda özetleyebiliriz:
1. Müşteri Bankaya fon sağlaması için başvurur,
2. Banka müşteri için elindeki veriler, sektör ve kamu kaynaklarından kredi değerlemesi yapar, uygunsa ilgili ticaret / mal / hammadde için fon limiti tahsis eder,
3. Müşteri ihtiyacı olan mal / hammadde için satıcı ile bir ön anlaşma (vaad) yapar,
4. Müşteri Banka ile kâr oranı ve geri ödemede anlaşır,
5. Banka Satıcıya mal / hammadde için sipariş verir,
6. Banka mal / hammadde satıcıdan peşin olarak alır,
7. Banka peşin aldığı mal / hammaddeyi müşteriye vadeli satar ve mal / hammadde müşteriye teslim edilir,
8. Banka müşteri ile sözleşmede antant kaldıkları fon + kâr miktarı kadar borçlandırır,
9. Müşteri borcunu Bankaya vadesinde öder
Banka, murabaha yoluyla doğrudan mal / hammadde ticaretinde bulunmakta ve bu yüzden elde ettiği kazanç da şeriat kurallarına göre ticari bir kazanç olarak meşru sayılmaktadır.
Murabahanın riba / faize girmemesi için temel esasları:
* Murabaha, bir malın veya hammaddenin, alıcı ve satıcının arasında anlaşması neticesinde belirli bir kâr marjının eklenmesi ile ödemeyi direkt satıcıya yapma işlemidir.
* Murabaha işleminde kesinlikle gerçek bir malın ticareti söz konusu olmalıdır.
* Murabaha işleminde genel kural dayanıklı malların finansmanıdır. Ancak dayanıklılık azaldıkça sözgelimi toptan et finansmanında vadeler kısa tutularak finansman yapılabilmektedir.
* Murabaha işleminde, alkol ve tütün gibi islamî kuralların dışında finansman mümkün değildir.
* Malın mülkiyeti ödeme taksitleri bitene ve mal nihai alıcısına satılana kadar bankada kalacaktır.
* Murabahada banka, hem satıcı hem de müşterisi ile iki ayrı sözleşme imzalamaktadır. Sözleşme imzalanırken, satılan ürün fiyatının, teslim ve ödeme planının belirlenmesi gerekmektedir.
* Murabahada malların üçüncü kişilerden satın alınmış olması zorunludur. Alıcı satıcı arasındaki dolaylı ilişki kabul edilemez.
* Satıcı müşterisinden vadede mal bedelini ödeyeceğine dair teminat isteyebilir. Bu teminat ipotek, rehin, bono, senet veya ihracat vesaiki olabilir.
* Alıcının mal bedelini vadede ödememesi halinde malın fiyatı arttırılamaz. Aynı zamanda alıcının mal bedelini vadeden önce erken ödemesi halinde ise malın fiyatı üzerinden indirim yapılamaz.
* Maddedeler içerisinde en önemlisi ise murabaha işlemlerinde alıcıya nakdi ödeme yapılamamasıdır. Ticari bankacılıktaki nakit kredi finansmanı seçeneği olmayan İslamî bankalar murabaha işlemlerinde de ödemeyi direkt alıcıdan bağımsız satıcıya yapmak zorundadır.

2. İcara (Leasing, Finansal kiralama)

İcara, geleneksel anlamdaki bankacılık sisteminin finansal kiralama faaliyetlerine benzemekte olup, doğrudan satış yerine, kiralama süresi sonunda mülkiyetin sembolik bir değer üzerinden alıcıya geçmesidir.
Faizsiz bankacılık faaliyetinde bulunan Katılım bankası, bir ekipmanı ya da bir binayı müşterilerinden birisine sabit bir tutar üzerinden ve sabit bir dönem için kiraya verir. Kâr-zarar ortaklığı ilkesinin aksine, bu tür bir sözleşmede önceden belirlenmiş ve sabit kılınmış bir getiri vardır.
Leasing temelde bir orta vadeli kredi işlemidir. Alışılmış kredi ilişkisinden farkı, kredinin kiracıya nakit olarak verilmemesidir. Kiracı, işinde kullanmak üzere almak istediği sabit kıymeti seçer ve bankadan bu işlem için kendisine kredi tahsis edilmesi talebinde bulunur. Banka tahsis ettiği krediyi kiracının seçtiği malın alımında kullanır. Banka satın aldığı sabit kıymeti kiracının kullanımına tahsis eder.
Kiralama süresi boyunca malın bakımı, onarımı, sigorta primleri vb. sorumlulukları kiracıya aittir.
İcara sürecini 9 adımda özetleyebiliriz:
1. Müşteri Bankaya fon sağlaması için başvurur,
2. Banka müşteri için elindeki veriler, sektör ve kamu kaynaklarından kredi değerlemesi yapar, uygunsa ilgili mal / hammadde için fon limiti tahsis eder,
3. Müşteri ihtiyacı olan mal / hammadde için satıcı ile bir ön sözleşme (vaad) yapar,
4. Müşteri Banka ile kâr oranı ve geri ödemede anlaşır,
5. Banka satıcıya mal / hammadde için sipariş verir,
6. Banka  mal / hammaddeyi satıcıdan peşin olarak alır,
7. Banka peşin aldığı mal / hammaddeyi  sözleşmede yer alan vade ve döviz cinsinden müşteriye kiralar,
8. Müşteri Bankaya kiralarını öder,
9. Banka sözleşme sonunda kiralanan mal / hammaddeyi müşterisine sembolik bir ücretle devreder.
Not:
* Finansal kiralama sözleşmeleri 3326 sayılı Finansal Kiralama Kanunu gereği 4 yıldan kısa süreli olamaz. Ancak Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen bazı sabit kıymetler için süre 2 yıla kadar kısaltılabilir.
* Geleneksel bankalar finansal kiralama yapma yetkisine sahip olmadıkları için büyük ortak kendisi olmak üzere finansal kiralama şirketleri kurmuşlardır. 90’lı yıllardan bu yana Katılım Bankaları selefi özel finans kurumları ve Finansal kiralama şirketleri icara işlemini yapabilmektedir.

3. Mudaraba (Emek – Sermaye ortaklığı / trust financing)

Mudaraba (emek-sermaye) sermaye sahibi ile bilgi-deneyim yani emek sahibi girişimcinin bir araya gelerek bir proje ortaklığı yapmalarıdır.
Mudaraba tipi finansman metodunda, ilgili iş veya projenin bütün masraflarını sermaye sahibi karşılar. Fon kullanacak girişimci ise işe emek ve ustalığını koyar. Güvene dayalı bir ortaklıktır.
Mudarabada, işin kârı, daha önceden belirlenen ve anlaşılan oran üzerinden taraflar arasında paylaşılır. Ortaklık ile kurulan iş / projeden zarar edilmesi durumunda, sermaye sahibi zararın tamamını karşılar. Emek sahibinin zararı o ana kadar harcadığı bilgi, deneyim, emek ve zamanıdır, buna alternatif maliyette diyebiliriz.
İstisnai olarak; zararın meydana gelmesinde müşterinin kasıt ve ihmali varsa, bu zarar kendisine tazmin ettirilebilir. Banka zararı minimuma indirmek için girişimcinin projesini çok yönlü olarak etüt etmeli; iş modeli, iş planı, MVP (minimum viable product / minimum uygulanabilir ürün), prototip ve fizibilitelerini derinlemesine uzman ekipleri ile incelemelidir. Kötüye kullanım, hesapsız ve kontrolsüzlük ihtimallerine karşı banka girişimciyi düzenli denetler ve gözlem altında tutar. İş / Proje  öngörülen fazlarda öngörülen miktarda kâr yapmadığı durumda fon kullanımını durdurabilir, fon harcanmasını belli mihenk taşları ve başarı göstergelerine bağlayabilir..
Bu modelde fon sahibi Katılım Bankası iş / projenin bütün masraflarını karşılar. Katılım bankalarının girişimci veya fon talebi yapan müşterisine fon kullandırması müşterek mudaraba sözleşmesi ile akit altına alınır. Bu sözleşme içinde; fon sahibi bankarabbü’l-mal (sermayedar), fon kullanan müşteri ise mudarib tanımı altında anılır.
Banka, mudaraba sözleşmesi içinde iş / proje kazancından isteyeceği kâr oranını müşterisine bildirir. Mudaraba usulü daha çok ticaretin finansmanında kullanılır. Bu ticaret dahili ve harici olabilir.

4. Müşaraka (Sermaye ve Kar-zarar ortaklığı / Partnership financing) 

Müşarakada müdarabadan farklı olarak ortaklığın her iki tarafı hem emek hem de sermayelerini bir araya getirir.
Müşaraka, bir yatırım / projenin finansmanı sağlanmak amacıyla, ortaklardan biri banka olmak şartıyla iki yada daha fazla ortağın, sözleşme hükümlerine göre ortaklık kurduğu, yatırımın sonuçlanmasından sonra kar ve zararın aynı şekilde sözleşmedeki katılma payları oranında paylaşıldığı bir ticari ortaklık ve fonlama türüdür.
Müşarakada ortakların çabalarının veya sermayelerinin eşit olması gerekmiyor. Başka bir deyişle müşaraka iki ve daha çok kişinin ticaret yapmak ve kârı paylaşmak üzere ortaklık kurması olup, burada her ortak şirkete belli tutar sermaye veya sermaye + emeği ile ortak olmaktadır. Net karın paylaşılması sözleşmede akit altına alınmaktadır. Zarara katlanma ise sermaye oranlarına göre yapılmaktadır.
Bankanın kâr ve zarardan alacağı pay ile varsa alacağı teminatlar, “Kâr-Zarar Ortaklığı Yatırımı Sözleşmesi” ‘nde açıkça belirlenir.
Not: Bu sözleşmelerde proje kârlılığından bağımsız olarak önceden belirlenmiş bir kâr taahhüdü söz konusu olamaz.
Müşaraka yöntemi genellikle sanayi ve ticaretin finansmanında kullanılır. Teçhizat ve makine sağlanmasında müşaraka yöntemi başarıyla uygulanabilir.
 
Müşarakayı teknik olarak ikiye ayırabiliriz:
* Sürekli Müşaraka: İş / proje devam ettiği süre içerisinde banka ve müşterinin ortaklığı devam eder.
* Azalan Müşaraka: Bankanın ortaklık payı, zamanla hisselerinin belirlenmiş vadelerde müşteri tarafından satın alınması ve proje bittiğinde tamamen müşterinin mülkiyetine geçmesi ile tamamlanabilir.
Müşaraka sürecini 5 adımda özetleyebiliriz:
1. Müşteri Kar-Zarar ortaklığı yapmak için Bankasına başvurur,
2. Banka ortaklık için proje ve ortaklık değerlemesi yapar, uygunsa ortaklığa karar verir,
3. Banka ile ortak olacağı müşteri arasında “Kar-Zarar Ortaklığı Sözleşmesi” imzalanır,
4. Ortaklık projesi uygulamaya geçer,
5. Ortaklık projesi sonunda oluşan kar veya zarar taraflar arasında paylaşılır.
Müşaraka ve Mudaraba arasındaki temel farklar: 
* Müşarakada tüm ortaklar yatırım yapmaktadır. Mudarabada ise yatırım sermayedar tarafından yapılmaktadır.
* Müşarakada tüm ortaklar, mudarabada ise sadece mudarib yönetimde söz sahibidir.
* Müşarakada zarar sermayedeki paya göre dağıtılır, Mudarabada ise zarar sermayedara aittir.
* Müşarakada tüm ortaklar sınırsız sorumluluk sahibidir.
* Müşarakada tüm varlıkların mülkiyeti ortaktır. Mudarabade ise tüm varlıklar sermayedarın mülkiyetindedir.

5. Karz-ı hasen (Faizsiz Ödünç)

İslami kurallara göre nakit para finansmanı yoktur, borç verme işlemi de sadece faizsiz borç anlamına gelen karz-ı hasen ile geçerlidir.
Karz-ı hasen daha çok yoksullara temel gereksinimlerini karşılamak için verilmekte olup, bu nedenle boyutları küçük ve etkisi sınırlıdır. Ayrıca Katılım bankalarının kullandırdıkları kredi tanımında geçen ve herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler kapsamında Katılım bankalarınca müşterilerine karz-ı hasen vermeleri uygulaması gösterilebilir.
Banka yönetimi zor durumda olan, banka ile büyük ölçüde çalışan müşterilerine karşılıksız olarak, durumu düzeldikten sonra aynen tahsil edilmek üzere kaynak tahsis edebilir.
Not: Katılım bankaları bu durumda kara ve doğabilecek zarara katılmazlar. Burada kar veya zarara ortaklık söz konusu olmadığı için, karz-ı hasen, toplanan fonlardan değil, katılım bankalarının özsermayelerinden veya cari hesaplarından verilebilmektedir.
Karz-ı hasen’de herhangi bir menfaat beklenmez. Taraflar arasında yapılan sözleşmede geri ödeme, verilen borç miktarına eşit olmaktadır. Karz-ı hasende belirlenen süre de bağlayıcı değildir. Alacaklı taraf, istediği zaman alacağını talep etme hakkına sahiptir.

6. Selem (İleriye dönük satın alma, future sale) 

Para peşin, mal veresiye olacak şekilde yapılan satış türüdür. Cinsi, miktarı, niteliği belli standart mallarda yapılır. Kısaca belirli şartlarda vadeli mal satışının tersidir.
Selem, ödemenin nakit olarak sözleşme anında yapıldığı, ancak satın alınan varlığın teslimatının önceden belirlenmiş tarihe kadar ertelendiği bir alım-satım işlemidir.
Selem daha çok emtia finansmanında kullanılmakta olup, peşin ödeme karşılığı ileri vadede teslimata dayalı ileri (forward) sözleşmeler ile aynı sözleşmelerdir. Bir başka deyişle banka paralel selemle riskini hedge ettiği selem sözleşmesi, belli tutardaki standart bir malın, menkul kıymetin, finansal göstergenin ya da yabancı paranın işlem anında belirlenmiş fiyattan, belirli bir yerde ve belirli bir tarihte satın alınmasını ya da satılmasını içeren alım-satım (vadeli işlem) sözleşmesidir.
Selem sözleşmeleri genellikle tahıl, petrol, demir ve benzeri ölçülebilir ve standartlaştırılabilir emtia üzerine yapılmaktadırlar. Bu sözleşmelerin fonlanması için çıkarılan sukuklar, ikinci el piyasada nominal değer üzerinden işlem görebilmekte olup, emtianın teslim tarihindeki fiyatına yönelik beklentiler doğrultusunda alınıp satılabilmektedir
Salam kapsamındaki işlemlerde malın fiyatı spot piyasada ödenir, ancak teslim edilmesi belli bir süre sonra gerçekleşir. Yapılan anlaşmalarla ticaretin konusu, fiyatı ve teslim tarihi tam olarak belirlenir. Mal zamanında teslim edilmezse müşteri ödemesini geri alır ya da mal teslim edilinceye kadar beklemeyi tercih edebilir.
Not: Türkiye ‘de enflasyonun çok yüksek olduğu dönemlerde evlenecek çocukları için aileler beyaz eşya ve mobilya gibi malları ön ödemeli kampanyalar ile alırlardı. Dolayısı ile hem enflasyondan etkilenmez, hemde çocuklarının evlendiği günlerde yeni çıkabilecek güncel modelleri alma hakkını elde ederlerdi.

7. İstisna (Siparişe dayalı satın alma)

Belirli bir bedel karşılığında, hammadde üreticiden olacak şekilde sanatkarlara bir eşya yaptırmak üzere yapılan sözleşmedir.
İstisna prensipleri ticarete konu olan malların dışında selem ile temel olarak aynıdır.
 
İstisna ile Selem arasındaki temel farklar:
* İstisna, seleme göre daha özel mallar için geçerli bir sözleşmedir.
* Selem sözleşmesinden farklı olarak istisna sözleşmesinde spot piyasada malın ücretinin hepsi ödenmeyebilir.
* İstisna sözleşmesi, sözleşme tarihi bitmeden, üretici mallar üzerinde çalışmaya başladığı anda tek taraflı iptal edilebilir. Selem sözleşmesi ise ancak sözleşme işleme konulmadan iptal edilebilir. Sözleşme işleme konulduktan sonra iptal edilemez.
* Malın teslimi selem sözleşmelerinde tespit edilmiştir. Ancak istisna için böyle bir ayarlama yapılmamıştır.
* İstisna sözleşmeleri belirli bir malın üretimi (ev inşası) için iken; selem sözleşmesi emtia ve tarım ürünleri için olabilir.

8. Mal Karşılığı Vesaikin Finansmanı

Mal karşılığı vesaikin finansmanı, Banka ile fon kullanan arasında düzenlenecek olan yazılı bir sözleşme dahilinde, mal karşılığı vesaik mukabilinde fon kullandırılması işlemidir.
Dış ticaret ve kambiyo mevzuatı çerçevesinde, Katılım bankası ile fon kullanan gerçek ve tüzel kişi arasında düzenlenen bir sözleşmeye istinaden, mal karşılığı vesaikin, Banka tarafından peşin satın alınması ve vadeli olarak fon kullanana daha yüksek bir fiyattan satılmasıdır.
Vesaikin finansmanı enstrümanında da gerçek bir malın ticaretinin yapılması gerekmektedir. Bir anlamda yurtdışı kurumsal finansman desteği olarak nitelendirilebilir.
Not: Dış ticarette, ihracatı yapan taraf malla birlikte sadece suret evrak gönderir, malı gümrükten çekebilecek orjinal belgeleri kendi bankasının ithalatçının ülkesindeki muhabir müşteri bankasına gönderir. Malın bedelini ödeyen ithalatçı / alıcı evrakları (sevk belgesi, fatura vb) muhabir bankadan alıp malını gümrükten çeker.
Dış ticarette; ithalatçıya karşı güven tam olmalı, ithalatçının ödeme gücü hakkında kuşku bulunmamalı, malın ithal edildiği ülkedeki siyasi, ekonomik ve hukuki şartların istikrarlı ve güvenilir olması gerekmektedir.

9. Sukuk (İslami Bono)

Sukuk ticari bir varlığın menkul kıymetleştirilerek sertifikalar aracılığıyla satımı ve daha sonra kiralanmasıdır. Varlık bir müddet sonra tekrar geri alınır.
Sukuk, varlık senedi veya menkul kıymetleştirilmiş varlık şeklinde de isimlendirilmektedir. Sukuk diğer borç senetlerinden (Bono, Tahvil, vb.) farklı olarak varlığa dayanmak zorundadır. En basit şekliyle sukuk bir varlığa sahip olmayı veya ondan yararlanma hakkını göstermektedir.
Sukuku diğer borç senetlerinden ayıran en temel özellik, nakit akışı hakkı yanında mülkiyet hakkınında sukuk sahibine verilmesidir.
Katılım bankaları, Hazine Müsteşarlığı veya özel sektör tarafından ihraç edilen kira sertifikaları ihalelerine girip, aktiflerine kira sertifikası alabilmekte aynı zamanda kendileri sukuk ihraç edebilmektedirler. İhraç edilen kira sertifikaları BİST’de list edildikten sonra, Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasasında alınıp satılabilmektedir.
Sukuk faizsiz olması özelliği ile İslami esaslara uygun bir menkul kıymet olarak kabul edilir; proje, varlık ve bilanço endeksli olarak düzenlenebilmektedir. Genellikle icar veya diğer sukuk anlaşmalarından oluşur, tedavül kabiliyeti olup olmamasına göre ikincil piyasası olan ve olmayan sukuk şeklinde de bir ayrıma tabi tutulabilir.
Sukuk enstrümanının işlem hacminin önümüzdeki yıllarda Türkiye ‘de de yüksek oranda artması bekleniyor.
Not:
1. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Türkiye’de Kira Sertifikaları ile ilgili ilk Tebliği 1 Nisan 2010 tarihinde yayımladı. İkinci tebliği ise daha geniş kapsamlı olarak 2013’te yayımlandı.
2. Türkiye’nin de üyesi bulunduğu İslam Kalkınma Bankası’nın net aktif değerlerini teminat göstererek çıkarttığı Sukuk, kredi derecelendirme kuruluşlarından “AAA” kredi notu alıyor, bu sayede geleneksel yatırımcılardan da çok ciddi talepler görmektedir. Ek olarak; İslami bankalar, Sukuk şeklinde bono ve tahvil çıkararak, ipotekli konut kredisi ve otomotiv kredileri veriyorlar.

10. Tekâfül (İslami sigorta)

Tekafül, modern dünyadaki sigorta uygulamasının İslam dünyasındaki karşılığı sayılabilir.
Paylaşılmış sorumluluk veya paylaşılmış garanti prensibine dayanmakta olup, klasik sigortacılıktaki belirsizlik kavramı bulunmamaktadır. Tekâfül, “dayanışma” anlamına gelmekte olup, Arapça kökenli bir kelime olan kefaletten türemiştir.
İslam dünyasında çeşitli ülkelerde, farklı yorumlarla uygulanmakla birlikte, aşağıdaki ilkelerde asgari müştereklik vardır:
* Kâr amacı gütmeyen sigortalıların bir araya geldiği kooperatif sigortacılığı.
* Sigorta şirketinin biriktirdiği fonların faiz dışı yatırım araçlarında değerlendirilmesi.
* Hasar ve sorumlulukların katılımcıların paylarına göre bölündüğü bir toplumsal sigorta havuzu modeli.
Tekafül, geleneksel sigortacılıktan farklı olarak ortak sigortacılığı baz aldığı için İslami kurallar dahilinde yapılabilmektedir. Genellikle tekafül sözleşmelerinde mudaraba veya vekalet usulleri uygulanmaktadır. Her iki şekilde de, katılımcılar ve şirketin kar paylaşımı esas alınmıştır. Örneğin mudaraba usulü sigortacılıkta, şirket de grup üyesi olup, yönetim ücreti almazken, vekalet usulünde şirket sisteme katılmayıp, yönetim ücreti almaktadır.
Üç tip tekafül türü vardır:
* Genel Tekafül (İslami Genel Sigorta),
* Aile Tekafül ( İslami Hayat Sigortası)
* Retekafül (İslami Reasürans) dür.
Tekafül tipi islami sigortada sigortalı yatırdığı primlerin nasıl değerlendirildiği ve nerelerde kullanıldığını bilmek ve sorgulanmak ister.
 
Tekafül sigorta sürecini şu şekilde özetleyebiliriz:
* Mal / varlığını sigorta ettirmek isteyen sigorta kurumuna gelip üye olurlar ve belli bir süre (yıllık, aylık) bedel öderler.
* Bu para onların namına kaydedilir, toplanan paraların belli bir miktarı hasarları ödemek için ayrılır, geri kalanı ile de yatırım ve ticaret yapılır.
* Yapılan yatırım ve ticarete de bütün üyeler ortaktır, bazen yapılan ticaretin geliri sigortalıların hasarlarını karşılamakta, üstü de fona gelir kaydedilmektedir.
* Gelir fazla olmaz ise hasarlar havuza toplanan paradan ödenir.
* Kurumun giderleri de yine fondan ve ticari, gelirden karşılanır.
Türkiye’de hükümetin son hazırlığı ve ekonomiden sorumlu bakanlarının açıklamaları ile tüm sigorta şirketlerimiz hazırlıklarına başladı. Umuyoruz çok yakında sadece pencere usülü ile değil islami hassasiyetleri önceleyen Tekafül sigorta şirketlerimiz olacak.
 
Sonraki yazılarımızda; İslami Finans enstrümanları ile bugün çok popüler olan Crowdfunding (Kitlesel Fonlama), Blockchain (Blok zinciri) ve CryptoCurrency ICO (Kripto Para halka arzları) benzerlikleri ve beraber nasıl çözülebileceği konusunda düşüncelerimi yazacağım.

İslami Finans ve Katılım Bankacılığı

Bu yazımda, sizleri İslam medeniyetinin altın çağına götürüp, bugünün gelişmiş ülkelerinin o gün ticaret yollarını kaptırdığı için İslam medeniyetini alt etmek için çıktığı keşifler, elde ettiği ganimet, değerli maden ve doğal kaynakları ülkelerine getirerek sermayeye daha sonrada bankacılık sistemine dönüşen sistemi nasıl oluşturduklarını aktaracağım.

XV. Yüzyıl – İslam Medeniyetinin Altın Çağı

15. yüzyılda altın çağını yaşayan İslam medeniyeti tüm ticaret yollarına hakim olmaya başladı, ticaret için tıkanan batı yeni arayışlara girdi. Keşifler çağında hayata geçiren batı, elde ettiği sermaye birikimini ise oluşturduğu yeni sistem (bankacılık) ile resmileştirdi.

15.yüzyılda rönesans İtalya’sının büyük kültürel erime potasında atılır. Her ne kadar Rönesans sanat, bilim, edebiyat ve felsefeyle ilişkilendirilse de, tüm bunların kamçılayıcısı para olmuştur: Zenginlik ve himayecilik, sanat ve mimaride meyve veren bir dönem başlatmıştır. Daha renksiz gelişmeler olaraksa para yatırılabilen ve belki daha da önemlisi borç alınabilen bankalar doğmuştur.Emperyalist bir şekilde elde ettikleri yeni kıtalarından kazandıkları kıymetli madenleri gemilerle banka hesaplarına aktaran batı sonraki dönemlerde sistemlerini geliştirdiler.

Yüzyıllar ilerledikçe, iç taht kavgaları, İslam ülkeleri arası meshep savaşları ve güç savaşları ile medeniyetini ileriye götüremedi, sonuç olarak ganimet ve vergi sarmalının içinde hapis oldu. İslam ülkeleri batılı bankaların kredi müşterileri haline geldiler. 20. yüzyıl ortalarına geldiğimizde, Müslüman nüfusun yoğun olduğu ülkelerde ortaya çıkan İslamî bankacılık modelleri bir bir hayata geçmeye başladı. İslam ilk ortaya çıktığı ve kitabımız Kur’an-ı Kerim dünyaya indiğinden bu yana faizsiz bir ekonomik modeli benimsemiş olmamız ve bir çok İslam alimi bu yönde eserler vermesine rağmen, yüzyıllar boyunca İslam alemi ve halkımızın benimseyeceği bir modeli ortaya koyamadık. Bence bu durumun temel nedeni; İslam ülkelerinin kazandığı savaşlardan elde ettiği ganimetler, topraklar, vergi gelirleri ve toplumun dinamikleri bir değişikliğe ve sistemini geliştirmeye gerek duymamış sonuç olarak tembelleşmiştir.

Yüzyılın başından itibaren başlayan ferdi modeller, organize ve çağdaş metotlarla ilk defa Suudi kralı Faysal döneminde hayata geçirilmiştir. Asya ve Afrika kalkınma bankalarının kuruluşuna paralel olarak Cidde’de kurulan (20 Ekim 1975) İslam Kalkınma Bankası’nın İslam ülkelerindeki kamusal projelere yaptığı malî katkılar çok önemli boyutlarda olmuştur.Geleneksel bankacılığın 400 yıldan fazla olan geçmişine bakıldığında, henüz 42 yıllık bir geçmişi olan İslamî Bankacılık endüstrisinin oldukça genç olduğu görülmektedir.

 

Katılım Bankacılığının dünyadaki yeri

Dünya’nın milli gelir hacmi $80 trilyon dolara koşuyor. Finans sektörünün hacmi de bu civardadır diyebiliriz. Zira milli gelir ve ticaretin toplamı ile sistemin finansmanını besleyen Finans sektörünün hacmi paraleldir.

Son beş yılda yıllık ortalama yüzde 17 (17%) büyüme kaydeden Küresel Faizsiz Bankacılık sistemi, önümüzdeki 5 yıllık dönem boyunca da aynı yüksek büyüme trendini istikrarlı olarak sürdürerek 2019 yılı itibariyle toplam varlıkların $2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu da Faizsiz Bankacılık Sisteminin Dünya toplam Finans hacminin yaklaşık yüzde 2 (2%) civarına tekabül edeceğini söyleyebiliriz.

Ülkemizde ise, katılım bankalarının, genel bankacılık sektörü içindeki toplam varlık payı, son on yılda %2’den %5,2 düzeyine yükselmiştir. Türkiye’nin dışında ağırlıklı olarak özellikle Malezya ve Körfez ülkelerinden Katar, Kuveyt, Bahreyn ile İngiltere faizsiz bankacılıkta önemli bir yere sahiptir. Dünya genelinde Faizsiz Bankacılık Sistemi hacminin bir kısmı (pencere sistemi ile) İngiltere’ye aittir diyebiliriz.

Batılı devletler de körfez ve İslam coğrafyasındaki sermayeyi kendilerine yönlendirmek istedikleri için de “Pencere Sistemi” ile Faizsiz Bankacılık hizmeti sunuyorlar.

 

Geleneksel Bankacılığın faaliyet alanları

Bildiğiniz üzere geleneksel Bankacılık üç ana alanda faaliyet yapar:

1.Fon toplar,

2.Fon kullandırır,

3.Klasik Bankacılık hizmetlerini yapar.

Kısaca anlatmak gerekirse, geleneksel Banka Bankacılık lisansı ve mevzuatlar çerçevesinde tasarruf sahiplerinden fon toplar, toplanan fonları düzenleyici kurum ve merkez bankasının izin verdiği çarpanlar ile ihtiyaç sahiplerine kredi şeklinde kullandırarak ekonomiye enjekte eder.

Klasik Bankacılık hizmetleri olarak da; hesap yönetimi, ödeme ve tahsilat hizmetleri, BES, sigorta, iç ve dış ticarete aracılık eder, sanayi kuruluşlarına destek, iştirak eder, kiralık kasa, değerli maden, menkul kıymet, sertifika, borsa faaliyetlerine fiilen katılır, ülkenin kalkınmasını destekler ve yönlendirir.

 

Katılım Bankacılığının (Faizsiz Bankacılık) faaliyet alanları

İslami Finans dişlileri ticareti, reel sektörü ve ortaklığı destekler

Faizsiz Bankacılık Türkiye ‘deki adı ile Katılım Bankacılığı, 1. sıradaki fon toplama kısmında Klasik Bankacılıktan ayrılır, sabit bir getiri yani faiz sözünde bulunamaz. Klasik Bankacılık sisteminde borç anlaşması yapılır, bildiğiniz gibi Kur’an ve Sünnette borç verildikten sonra fazlalık yani ek gelir elde edilmesi, ismi ne olursa olsun ribadır, faizdir ve sonuç olarak haramdır.

1. Fon toplama örneği üzerinden gidelim:

Klasik Bankacılık sistemine mevduat olarak 100 bin TL borç verirseniz, banka borç anlaşması karşılığında size bugünkü faiz oranları ile yıl sonunda 115 bin TL verir. Katılım Bankacılığı sisteminde ise bu fon yıl boyunca çeşitli ticari faaliyetlerde çalıştırılır, proje ve işlere yatırılır, bu faaliyetler sonucunda ne kadar kar elde edilirse yüzde 80 (80%) gibi bir oran fon sahibine, kalan yüzde 20 (20%) oran ise Katılım Bankasına kalır. Katılım Bankacılığında borç değil ortaklık anlaşması yapılır. İslam Finans’ta buna “mudaraba” diyoruz. Yani emek sermaye ortaklığı yapılıyor. Elde edilen kazancı paylaşma şeklinde bir anlaşmadır.

2. Fon kullandırma örneği üzerinden gidelim:

  • * Klasik Bankacılık sisteminde fon kullanılmak istendiğinde, aynı şekilde borç anlaşması yapılır. Örneğin, Klasik Bankacılık sisteminde, mal/sermaye sıkıntısı yaşayan müşterisine banka topladığı fondan 100 bin TL veriyor ve geriye vadesine göre faizi ile beraber 125 bin TL alıyor. Tabi bu arada bir çok taşınır, taşınmaz teminatlar alıyor. Bu da yine İslam’a göre caiz değildir.
  • * Katılım Bankacılığında ise bir malı, aracı, makinayı veya binayı/ofisi işletme adına peşin alıp aynı şekilde işletmeye vadeli satış şeklinde satılabiliyor. İslam Finans’ta buna “murabaha” diyoruz.
  • * İslami Finans’ta önemli 3. model “müşaraka” ortaklık modeli olarak isimlendiriyoruz. Burada bir işletme veya firma sahibi bankaya, yada banka kuruma ortaklık teklif edebilir. Ortaklık anlaşmasına göre elde edilen kâr ve zarar yazılan şartlara göre bölüştürülür.
  • Katılım Bankalarının Klasik Bankacılıktan en önemli farkı fonu toplarken ve kullandırırken faize bulaşmamasıdır. İslami Finans’ın ana amacı reel piyasayı, ticareti ve mal / şirket sahipliğinin tabana yayılmasını desteklemektir.
  • Türkiye’de İslami Finans alanının gelişmesi ve İslam ülkeleri arasında bayraktarlığa hazırlanması için büyük bir vizyon, katma değeri yüksek fikir, hikaye ve projeler gerekiyor. Bu yönde güzel bir gelişme var; Kalkınma Bakanlığı ve Katılım Bankaları Birliği arasındaki oluşturulan vizyon ve projeler ile Katılım Bankacılığı 2025 yılında Türkiye tüm Bankacılık sistemi içindeki payını yüzde 15 (15%)’e çıkaracak.
  • Sonraki yazımda İslami Finans, Sukuk ve Katılım Bankacılığı enstrümanlarına biraz detaylı giriş yapacağız.
  • Bir sonraki yani bu konu hakkındaki 3. yazımda da; günümüzün en popüler konuları Crowdfunding (Kitlesel Fonlama), Blockchain (Block zinciri) ve Blockchain üzerinde çalışan CryptoCurrency (Kripto para) ile bunların yatırımcı ve halka açılması konusu olan ICO (Initial Coin Offering) ‘nun aslında İslami Finans ‘ın mevcut enstrümanları ve kuralları ile yapılabileceğine dair görüş ve naçizane önerilerimi aktaracağım.

 

Finansal Piyasalar

  • Makro ekonomi içinde konuya baktığımızda Finansal Sistemdeki Piyasalar, işlem gören ürünlerin vadesine (fon arz ve fon talep süresi) göre Para piyasaları ve Sermaye piyasaları olarak ikiye ayrılmaktadır.
  • Para piyasaları
  1. Para piyasalarında kısa (bir yıldan kısa) vadeli likidite açığı olanla fazlası olan karşılaşır. Likidite fazlası olan faiz talep eder, açığı olan faiz öder.
  2. Finansal risk düşük, likiditesi yüksektir.
  3. Örgütlü, kurumsal, profesyonel, kredibilitesi yüksek, ürün standardı olan bir piyasadır.
  4. Para piyasalarında müşteriler, bankalar aracılığıyla karşı karşıya gelirler. Döviz piyasalarına, alım satım, fonlar, repolar, mevduatlara bankalar aracılık eder. Bankalar müşterilerle, diğer Bankalarla, Finansal aracılar ve Brokerlarla, Merkez bankalarıyla ve Hazine ile çalışırlarken kar amacı ve kendi pozisyonlarını hedef alma gayesiyle hareket ederler.
  5. Bankalar para piyasası risklerine karşı hedging (koruma / sigorta) yöntemi uygular. Bunun için forward (ileri), futures (gelecek), opsiyon yöntemleri kullanırlar. Para piyasası fon transferleri ile piyasanın likidite sorununu çözer. En önemli aktörü olan bankalar topladıkları mevduat fonlarını işletmelere kredi olarak verir, hükümetlere hazine bonosu adıyla kısa vadeli borçlanma araçları satın alarak fon aktarırlar.

 

Para piyasaları Türk lirası ve Sermaye piyasası işlemlerini gerçekleştirir. Para piyasası da organize ve organize olmayan olarak ikiye ayrılır.

  1. Organize piyasalar Interbank, DIBS (Devlet iç borçlanma senetleri) piyasası, TCMB repo ve ters repo işlemleri piyasası, BIST tahvil ve bono piyasası, Borsa para piyasasıdır.
  2. Organize olmayan piyasalar Bankalar arası Serbest para piyasası, bankalar arası repo piyasası, bankalar arası tahvil ve bono Piyasası’dır.

 

Sermaye piyasaları 

  1. Orta ve uzun vadeli (bir yıldan uzun) fon arz ve talep edenlerin karşılaştığı piyasalardır. Bu işlem menkul kıymet adı verilen mali araçlar yoluyla yapılır.
  2. Sermaye piyasaları, fon sahibi kişilerin yani yatırımcıların birikimlerini, belli bir getiri beklentisi ile yatırım araçlarında değerlendirdiği piyasadır. Fon ihtiyacı olan kişiler ise, sermaye piyasasının kullanarak, ihraç ettikleri hisse senedi veya borçlanma senetleri aracılığıyla finansman sağlarlar.
  3. Ayrıca risk yönetimi yapmak isteyen bazı sektör mensubu yatırımcılar da, Sermaye piyasalarında türev araçları kullanarak, hedge, arbitraj gibi yöntemlerle risklerini minimize edebilirler.
  4. Risk yönetiminin yanı sıra, Sermaye piyasası küçük tutarlarda tek başına ekonomiye yararlı olamayan  birikimlerin de borçlanma ve hisse senedi gibi menkul kıymetlere yatırılarak, yatırıma dönüşmesini sağlayan ve böylece ekonomiye hareketlilik getiren bir piyasadır.
  5. Sermaye piyasaları finansal varlığın ihraç durumuna göre ikiye ayrılır;
    1. Birincil Piyasalar: Tasarruf sahiplerinin tahvil ve hisse senedi gibi menkul kıymetleri direkt ihraç eden kuruluşlardan ya da bunlara ihraçta aracılık eden kurumlardan alabildikleri piyasalardır. ‘Halka arz’ bir birincil piyasa örneğidir. Halka arz olan şirket, finansman sağlamak amacıyla, hisse senedi veya tahvil ihraç eder ve tasarruf sahipleri de bu hisse senetlerine yatırım yaparak tasarruflarını değerlendirir.
    2. İkincil Piyasalar: Daha önce birincil piyasalarda satılmış, yatırımcıların portföylerinde bulunan finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasalardır. Finansal varlık ve menkul kıymetlerin (hisse senedi, pay senedi, vadeli işlem sözleşmeleri, varantlar, opsiyonlar vb.) aracı kurumlar vasıtasıyla alınıp satılmasının sağlandığı piyasadır. Direkt yatırımcılar ve varlık ihraç edenler alım satım yapamaz. İkincil piyasa için en organize örnek ‘Menkul Kıymet Borsası’dır.

 

Sermaye piyasası araçları ve kurumları

SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) sermaye piyasasında bulunacak kurumlara lisans veren, kontrol eden, düzenleyen ve denetleyen kurumdur.

SPK’nın temel görevi piyasanın, kurallarını belirlemek, adil ve etkin çalışmasını sağlamak, ilgili kurumların belli kurallar çerçevesinde faaliyet göstermesini sağlamak ve yatırımcıların haklarını korumaktır. Sisteme ve kurallara uymayan kurumları oyundan çıkartma, cezalandırma ve hatta lisanslarını iptal etme yetkisine sahiptir.

 

Sermaye Piyasası Araçları

Tasarruf sahipleri şu araçlara yatırım yapabilirler;

  1. Devlet tahvili
  2. Özel sektör bonoları
  3. Özel sektör tahvili
  4. Pay (hisse) senedi
  5. Borsa yatırım fonu
  6. Kira sertifikaları
  7. VDMK (Varlığa dayalı menkul kıymetler)
  8. Varlık ipotekli / teminatlı menkul kıymetler
  9. Vadeli işlem sözleşmeleri
  10. Opsiyon sözleşmeleri

 

Sermaye piyasası kurumları

  1. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı
  2. TCMB
  3. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
  4. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK)
  5. Takas Ve Saklama Bankası (Takas bank)
  6. BIST (Borsa İstanbul)
  7. Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği (TSPAKB)
  8. Aracı Kurum ve Bankalar (Yatırım Kuruluşları)
  9. Derecelendirme Şirketleri
  10. Portföy Yönetim Şirketleri
  11. Halka Açık Şirketler

Finansal Sistem

Macro ekonomide Finansal sistemi oluşturan 3 unsur vardır.

Finansal sistem, tasarruf sahipleri ile fon ihtiyacı olan taraflar arasındaki fon alış verişini sağlayan kurumlar, finansman araçları, finans kurumları, bu kurumları düzenleyen ve denetleyen kurullardan oluşan yapıdır.

Finansal sistemin başlıca görevi, piyasadaki mevcut tasarrufların en verimli yatırım alanlarına yönelmesini sağlamak ve fon alış verişi sırasında doğabilecek riskleri önlemek ve yönetmektir.

Finansal sistemi oluşturan unsurlar; Bankacılık, Sigortacılık ve Sermaye piyasaları.

Finansal sistemin bir parçası olan Finansal piyasalar, tasarruf fazlası olan arz sahipleri ile borç talep edenler arasındaki fon transferinin yardımcı kuruluşlar vasıtasıyla sağlandığı piyasalardır.

Finansal piyasalar menkul kıymetlerin arz ve talep süreleri, örgütlenme durumuna, varlığın ihraç durumuna, ödeme tipine, finansal varlıkların türüne göre değişime uğrar. Piyasalar açısından genel piyasalar (birden çok emtianın işlem gördüğü) ve özel piyasalar (yalnızca bir emtianın işlem gördüğü) bulunmaktadır.

Finansal piyasalar, firmaların tasarrufları iş ve proje yatırımlarını karşılamadığı durumda, finansman sağlamak istemesi ile ortaya çıkmaktadır. Finansal piyasalarda fon, arz ve talep edenleri yardımcı kuruluşlar bir araya getirir ve fonların el değiştirmesini sağlarlar.

Fonların el değiştirmesi dolaylı ve doğrudan finansman olmak üzere iki şekilde gerçekleşmektedir. Dolaylı finansmanda finansal kurumlar arz edilen fonlarla talepleri karşılarlar ve arz ile talep edenler arasında bir bağlantı bulunmaz. Doğrudan finansman ile fon aktarımı durumunda ise fon arz edenler fonların kime verileceğini tercih eder ve bilirler, fon transferinde bir finansal kurum aracılık görevi yapmaktadır. Bu finansal kurum tasarrufları kendi hesabına kabul ederek, karşılığında belli bir getiri vaat etmektedir (hisse senetleri, tahviller ve finansman bonoları)

Finansal piyasaların diğer bir önemli unsuru ise, fon arzı ile fon talebi edenler ve aracı kurumlardan oluşan bu sistemde çalışacak aracıların lisanslarını veren, kontrolü, düzenlemesi ve denetlemesi yapan kurum SPK (Sermaye Piyasası Kurulu – www.spk.gov.tr).

SPK yanında Finansal piyasaların sağlıklı işleyişini sağlayan diğer unsurlar; aracı kuruluşlar, borsalar, takas yapma ve saklama kurumları, doğru ve anlık bilgi için bağımsız denetim kurumları, derecelendirme kurumları ve yatırımcının sisteme katılımı ve takibini kolaylaştıran ekonomi basını ve çevrimiçi bilgi servisleridir.

 Scroll to top