Makalelerim
Tüm makalelerimi bu kategoride bulabileceksiniz
Tüm makalelerimi bu kategoride bulabileceksiniz
Temeli bir oturtalım önce, Eğitim, öğretim ve öğrenme iç içe kavramlardır. Eğitim ve öğretimin amacı öğrenmeyi sağlamaktır, dolayısı ile eğitim ve öğretimin amacına ulaşması için öğrenmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Kişisel düşüncem eğitimin temel taşları, okul ve öğretmenlerin önemi hiç azalmayacak özellikle Türkiye ‘de daha da artmasını bekliyorum.
Bunun yanında öğrenim alanı teknolojiler, cihazlar, mecralar, medya ve içerik değiştikçe bilgiye erişim yöntemleri, sektörün paydaşları ve oyunun kuralları değişiyor ve dönüşüyor. Sektör çok hızlı büyüyor, 2011 ‘de “Dijital Öğrenim (e-learning)” sektörü 2011 yılında $35,6 milyar ‘dan, 2013 ‘de $56,2 milyara, araştırmalar gösteriyor ki 2015 ‘de bu rakam 2 ‘ye katlayacak.
1. “Kendi kendine öğrenme (Self paced)” kategorisi özellikle Amerika ve Avrupa ‘da çok hızlı büyüyor, orta doğu
2. “Destekleyici / Tamamlayıcı (Complementary)” kategorisinde istatistikler 2013 yılında üniversite öğrencilerinin 46% ‘sının en az 1 dijital (online) kurs aldığını, 2019 ‘de bu oranın 50% ‘yi geçeceği öngörülüyor.
3. “Herkese açık” kategorisinde son kullanıcılar dışında Fortune 500 şirketlerinin 41,7% ’sinin çalışanlarına geleneksel eğitimler ile teknolojik eğitimleri beraber vermeye başladı. Yakında yerine teknoloji ile kolaylaştırılan eğitim oranlarının artacağı aşikar.
Sektörün büyümesi ile yeni içerik sağlayıcılar, kullanıcı deneyimine yönelik dizayn ve tasarım ajansları, oyun firmaları, yazılım ve servis geliştiriciler, teknoloji ve cihaz üreticileri, veri yönetimi ve anlamlandırmada uzmanlaşan firmalar, operatörler, ve son kullanıcıya anlatacak bilgi, deneyim ve içeriği olan birçok marka da oyuna dahil olacaklar. İletişim sektöründen sonra Finans, Sağlık ve Perakende sektörlerininde oyuna dahil olmasını bekliyorum.
Dijital Öğrenme alanında her geçen gün çıkan ulusal ve uluslararası marka, kurumsal markaların ürün ve hizmetleri ile ilgili yayınladığı içerikler, geleneksel ve dijital medyanın içerikleri, çeşitli konulardaki uzmanlar, eğitmen ve öğretmenlerin içerikleri ile veri de hızla büyüyor.
Bu büyük verinin analizi Dijital Öğrenimi geliştirebilir
* Öğrenim süreçlerini daha derinlemesine anlamamıza yardımcı olacak. Eğitimlerin ne kadar süre ve oranlar ile tamamlandığı gibi istatistikler,
* Eğitim katılanların davranış modelleri, tıklama ve takip detay analizler,
* Kişiselleştirilmiş ve özelleştirilmiş kurslar,
* Katılımcıların geri bildirimleri; öneri, şikayet ve memnuniyetleri,
* Katılımcıların ROI (return on investment / yatırımın geri dönüşü) analizleri, aldığı katkı, memnuniyet anket ve raporları,
İçerik üretecilerine, servis sağlayıcı, eğitim markasına ve mecra sahiplerine yol gösteri olacaktır.
Bireylerin fiziksel alanda (tarihi mekan, müze, ören yeri gezileri, vb.) bilmediklerini öğrenmek, oyunlaştırılmış senaryo içinde kural ve konulara hakim olmak, markaların çalışanlarına eğitim alanında (fabrika ve mağazalarında) ve müşterilerine ürünleri hakkında istendiği anda ve yardım almadan bilgi vermelerini kolaylaştırmak gerekiyor. Bunun en kolay yoluda gerçekliği artırarak son kullanıcın yanında ayırmadığı ve vücudunun bir parçası haline gelen mobil akıllı cihazlarına girmektir.
Sonraki makale de tüm bu konulardaki son gelişmeleri, takip edilmesi gereken ve öne çıkan girişim ve şirketleri aktarmaya çalışacağım
Barış içinde, sağlıklı, mutlu ve başarılı bir 2015 olsun canım ülkem ve tüm dünya için
Kalın sağlıcakla,
Saygılarımla,
Onur Baran Çağlar
Kaynak: 29 Ekim 2014 eMarketer, Efma ve Infosys “Perakende Bankacılığında İnovasyon” etkinliği
Şubelerin belli oranda yaşaması, geleneksel nesile hizmet sunabilmesi ve marka güvenirliliği için bazı inovasyonlara ihtiyaç var, anketlerde müşterilere değer katacak bazı inovasyonlar sıralanmış, gelin birlikte bakalım.
1900 yılında dünya nüfusunun sadece % 13’ü şehirlerde yaşıyordu. 2050 yılına kadar bu sayı % 70’e varmış olacak. Her yıl dünyaya İstanbul’a eşdeğer 5 şehir ekleniyor. Diğer taraftan 2007 yılında dünya yeni bir dönemin eşiğinden geçti. Tarihte ilk kez insan nüfusunun çoğu şehirde yaşamaya başladı ve şehirleşme her geçen gün hızla artmaktadır. 2010 yılı verilerine göre 5 milyondan fazla nüfusa sahip 59 metropol var, bu rakam 2001’deki sayının % 50 daha fazlası demek.
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ‘nun 2014 yılın sonunda yayımladığı verilere göre şehirlerde yaşayan nüfusun toplam nüfusa oranı 54% ‘e ulaşmış durumda. 1960 ‘da 34% idi. 2015-2020 yılları arasında şehirlerde yaşama oranının her yıl ortalama 1,84% artması beklenirken, 2020-2025 için 1,63% ve 2025-2030 için 1,44% yükseliş öngörülüyor.
Türkiye ‘nin nüfus ve şehirleşme durumu:
Daha önce benzeri görülmemiş bu şehirleşme, özellikle dünyanın genişlemekte olan ülkeleri için ekonomik ve sosyal ilerlemenin bir simgesi olduğu kadar, dünyamızın altyapısı için de çok büyük bir yük oluşturuyor. Şehirleşme, yerel ve ulusal yönetimler için eğitim, kamu güvenliği, sağlık, enerji, su, telekominikasyon, gıda, trafik, bankacılık, ulaşım, inşaat gibi birçok alanda çözüm geliştirme ve meydana gelen sorunları çözmek için “akıllı sistemler” geliştirmelerini zorlu hale getiriyor.
Bilişim teknolojilerini tüm alanlarda kullanarak şehirlerde ortaya çıkan sorunları çözmek ve daha yaşanabilir kentler oluşturmak için şehirlerimizin “akıllı” dönüşümlere ihtiyacı bulunmaktadır. Bu nedenle akıllı bilişim teknolojileri, akıllı ürünler, yeni düşünce okulları, akıllı binalar, akıllı güvenlik, akıllı teşhis, akıllı kaynak, akıllı diyalog, akıllı para, akıllı altyapı, akıllı yollar geliştirerek hep birlikte akıllı bir dünya inşa etmeliyiz.
Günümüzde kentlerin yasadıkları sorunları çözmeyi ve kentlerde yasayanların hayat kalitesini artırmayı amaçlayan “Akıllı Şehir” çözümleri önem kazanmaktadır ve dünyadaki pek çok şehirde hızla uygulamaya geçmektedir. Akıllı sistemler şehir yaşamında ve toplumlarda davranış değişiklikleri oluşturuyor, düşük karbon salınması, çevreyi koruma bilinci, daha az tüketme, kendi enerjisini üretme, ekonomilerin gelişmesine yol açan, teşvik edici faaliyet seçenekleri sunmaktadır.
Akıllı Kent çözümleri temelde Kent Bilgi Sistemi (KBS) ve Coğrafya Bilgi Sistemi (CBS) gibi kentlerin bilgi teknolojileri altyapı sistemlerine bütünleşmiş ve gerçek-zamanlı bilgiye dayalı karar almayı mümkün kılacak şekilde hayata geçirilmektedir. Akıllı kent çözümleri enerji, su, ulaşım, kentsel hizmetler ve sağlık hizmetleri başlıkları altında incelenebilmektedir.
Bu tanımların anlatmak istediği ortak kavramlardan yola çıkarak Akıllı Kentleri; gelişmiş bir Kent Bilgi Sistemine sahip, vatandaşların bütün hizmetlerden sabit veya mobil sistemleri vasıtası ile yararlanabildiği, her alanda bilgi dönüşleri sağlayan bütünleşik bilgi organizasyonu üzerine kurgulanmış kent yapılanmaları olarak tanımlayabiliriz.
Akıllı şehir olmak için neler gerekli?
Akıllı Şehir Yapılanması
Akıllı Şehir bileşenleri:
Akıllı Şehir yapılanması için olmazsa olmazlar:
Dünyada öne çıkan akıllı şehirler
Hayat kalitesi, çevreye saygı ve bilişim teknolojilerinin akıllı kullanımı gibi kriterlerin dikkate alınarak hazırlanan akıllı şehir örnekleri:
Avrupa birliği destekleri alan Akıllı Şehir projeleri:
Türkiye ‘de devlet destekleri alan Akıllı Şehir, İlçe ve projeleri:
Şimdilik bu makaleyi burada bitirelim. Sonraki bölümlerde Akıllı Şehir nasıl olunur? Akıllı Şehir bileşenlerinin detayları, altyapıları, üst yapıları, çözümleri, günümüz teknolojileri ile vatandaş etkileşimleri ve gelecek vizyonları konularına ayrı ayrı gireceğiz.
Buraya kadar anlattığım konsept ve teoriden sonra, nasıl geçeceğiz diyenlere işi fazlandırarak anlatmak ve konuyu bir sonuca bağlamak istiyorum.
Şu an Türkiye ‘de tüm bankaların Dijital Bankacılık 2.0 fazına geldiğini düşünüyorum, gelemeyenlerin rekabette pek şansları olmadığını düşünüyorum.
Fazları kısaca özetlemek gerekirse;
Buraya kadar anlattığım teorik ve pratik konseptleri iş modeli, katma değerli servisler ve teknik olarak da dizayn etmiş biri olarak sizlere aktardım. Dolayısı ile aklınızda; “yeni bir danışman mı?” soru işareti oluşmasın!
Yakın da Bankacılık ve Ödeme Sistemleri dünyasında ses getirecek başlangıçta küçük, zaman içinde önemli trafik ve topluluklara erişeceğine inandığım bazı hikaye ve servisler dizayn ediyorum.
Yakında görüşmek üzere, kalın sağlıcakla
Onur Baran Çağlar (@obcag00)
ING ‘nin son reklam kampanyası o kadar akılda kalıcı, esprili ve ağızlara pelesenk oluyor ki söylemeden geçemeyeceğim; “Eski köye yeni adet!”, “Bankacılığı çok değiştirdiler, değilmi dede!”. Hem çok nüktedan hem de geleneksel kalanlara iyi bir mesaj veriyor.
Bende naçizane kendi bilgi ve deneyimim ile konuyu özetleyen aşağıdaki grafiği çizerek Bankacılık 3.0 ‘ın tanımını ortaya koyuyorum.
Önceki başlıklarda anlattığım konuları “İlişki Bankacılğına geçiş” başlığı altında aşağıdaki çizimde özetlemeye çalıştım.
Kısaca açıklamak gerekirse;
Mahrem gördüğü konularda veya bazen bazı işlemleri kendi yapmak istiyor (self servis)
Sosyal ilişkilerimizde olduğu gibi sürekli sık boğaz eden, sevgisi ve mesajları ile boğan değil, biraz serbest bırakan, kalite ve yaşattığı eşsiz deneyimler ile kovalanan bir marka olmaya çalışalım.
Makalenin devamı var! >>>
Tanıştığım ve teşrik-i mesaide bulunduğum birçok yönetici geleneksel bankacılığı Bankacılık 2.0 ‘a taşıdıklarını iddaa ediyorlardı. Dinamik Telekom ve Internet sektöründe yoğrulmuş biri olarak bu söylemlerin arkasında radikal değişimler ve gelişmeler bekliyordum.
İçine girince daha net gördüm ki; Bankacılık 2.0 diye bahsedilen aşağıda çizimde simüle etmeye çalıştığım gibi birşeymiş.
Özetle Bankacılık 2.0:
Bence bir sonraki radikal geçiş yani Bankacılık 3.0 tamamen “Müşteri ve Deneyim Odaklı” olacak. Aşağıdaki çizimde simüle etmeye çalıştığım gibi, hedef kitlelerinizin günlük yaşantısına ve ihtiyaçlarına odaklanmalısınız. Örneğin;
Tabi üstteki ve çoğaltabileceğim tüm örnekleri öncelikle güçlü bir UX (User eXperience) ile mobil ve dijital kanallardan başlayarak dizayn etmeli daha sonra diğer ADK kanallarında desteklemelisiniz.
Bankacılıkda her iki tarafın konuya bakışını, ihtiyacını ve beklentilerini anlayabilirsek müşterinin memnuniyetini tabi olarak da banka yöneticilerinin (aynı zamanda patronun) memnuniyeti ve kazancını maksimize edebiliriz.
Yukarıda ki çizim ile her iki tarafın ilişkiye bakışının özetlemeye çalıştım;
Makalenin devamı var! >>>
“Klasik Bankacılık OUT, Deneyim IN!” bölümünü okumak için tıklayın!
Bir önceki başlıkta değindiğimiz Omni-channel yaklaşımı ile hedef kitlemiz ve mevcut müşterimiz bize gelmeden bizim onlara giderek eşsiz bir deneyim yaşatmamız gerekiyor. Bu deneyim o kadar şeffaf ve kusursuz olmalı ki, diğer müşterilerimiz de bu deneyimden çevrimiçi ve word-of-mouth (ağızdan ağıza pazarlama) etkilenerek ürün ve hizmetlerimize gelmeli.
Müşteriler;
Müşterimizi ve ihtiyaçlarını iyi analiz edebilir, ihtiyacı daha oluşmadan anlayabilir ve öneriler ile gidebilir isek bizi hayatının bir parçası yapabilir.
Müşteriler markanıza bir aşk markası gibi sarılmalı, içinde bulunduğu çevrelerde sizi pazarlamalı ve hatta savunarak avukatlığınızı yapmalı. Bu sayede yüksek reklam ve pazarlama maliyetlerinizi aşağıya çekebilir, sizde paralelde daha çok müşteri deneyimine önem vererek ürün ve hizmetlerinizi mükelleştirmeye odaklanabilirsiniz.
Burada Spor kulüpleri (özelliklede Futbol) örnek alabiliriz, hiçbir spor kulübü taraftarlarına stada gelmesi ve kulübün lisanslı ürünlerini alması için para vermiyor. Her ortamda, platformda ve aile içinde dahi sizi karşılıksız savunan ve çevresindekileri sizin renklere bağlamaya çalışan gönüllüler ordunuz olduğunu bir düşünün!
Makalenin devamı var! >>>
“Bankacılık 2.0 ‘dan 3.0 ‘a geçiş” bölümünü okumak için tıklayın!
Geleneksel satış ve pazarlama taktiğimiz nasıldı?
Genelde ATL (Çizgi üstü), BTL (Çizgi altı), dijital reklam ağlarında banner ve son dönemde arama motorları (SEO & SEM) üzerinde ciddi bütçeler harcıyorduk. Bu reklamlar ile herkese yayın yapıyor ve mesajımızı hedef kitlenin almasını bekliyorduk.
Not:
Piyasaya yeni giren ve potansiyel müşterileri gözünde güven telkin etmek isteyen markalar, kampanya ve yeni ürünü olmasa da marka değeri ve akılda kalıcılık için lüks markalar, medya, kolalı içecekler, hazır yiyecek markaları, operatörler ve market zincirleri gibi tüm segmentlere hitap eden markalar geleneksel kanalları kullanarak reklam yapmaya devam edecekler. Bu bağlamda hatırlatmakta fayda var, bu bir reklamdır, pazarlama değildir.
Pazarlama için geneleksel kanal yaklaşımı sona eriyor, zira hem maliyetler ciddi yüksek, nispeten reklam verdiğiniz mecraları hedef kitlenize göre seçebilmenize rağmen kime dokunduğunu ve ne tepki verdiğini bilmeden satış ve pazarlama yapmaya çalışıyorsunuz.
Yeni dönemde tek yönlü iletişimi (ki iletişim anlamı gereği çift yönlüdür) sona erdirerek omni-channel (her kanaldan) dediğimiz her an her yerde her iletişim kanalında müşterisini tanıyan modele geçmeliyiz.
Yeni dönem ile beraber geleneksel pazarlama kanalları ve tek yönlü iletişim yerine omni-channel yaklaşımı benimsemeliyiz.
Omni-channel ile müşterilerimizi;
Omni-channel pazarlama denince aklımıza; geneleksel mecralarda pazarlamaya ek olarak bayi/şube ve sahada fiziksel temas, ATM ve Kiosk cihazlarımız, müşteri hizmetlerimiz, internet ve mobil akıllı cihazların gücü ile web, mobil web, email, SMS, mobil uygulama ve Sosyal medya kanallarımız üzerinde interaktif pazarlama iletişimi ve etkileşimi gelmeli.
Makalenin devamı var! >>>
“Bankacılıkta baştan sona eşsiz deneyim” bölümünü okumak için tıklayın!
Bugünlerde dikkatinizi çekiyormu bilmiyorum, Finans sektörü tıkandı, tüm bankalar mevduata yüksek faiz, kredilerde düşük faiz ve kredi kartında şu kadar puan vaadinde bulunuyor. Farklılaşabildikleri tek nokta reklamlar ve pazarlama bütçelerinin büyüklüğü.
Kimisi ünlüleri bir hikaye etrafında oynatıyor, müşterilerileri ünlü üzerinden kendine çekmeye çalışıyor, kimisi de hesabını bize getir, krediyi veya kredi kartını bizden al, maaşını ve otomatik ödemelerini bize kaydır şu kadar nakit TL, bu kadar puan TL veya ek ürün/sigorta verelim şeklinde ikna etmeye çalışıyorlar.
Göründüğü gibi bankaların yeni müşteriye vaadleri gayet basit bir matematiğe dayanıyor. Mevcut müşterisine yaptığı işlem, sahip olduğu menkul kıymet, kredi kartı / banka kartı ile yaptığı harcama ve toplamda kazandırdığı kâr üzerinden değer veriliyor. Bu değer ile müşterisine sadakat puanı, mil, indirim ve çapraz ürün kampanyaları veriyorlar.
Sürekli karşılaşılan iletişim kirliliği, “Diğer bankadan farkın ne?” “Bana ve hayatıma kattığın değer nedir?” soru ve sorunlarının yanıtını vermek giderek zorlaşıyor. Tam da burada yeni bir bakış açısı bir anlamda inovasyon teknik tabiri ile “vujade” yaklaşımı gerekiyor. Bu yaklaşımı sergilemenin en temel çözümü; kendi tarihine, öz değerlerine, eldeki yetenek ve kıymetlere dönüş olmalıdır.
Son olarak da farklı sektörlerde çok başarılı müşteri ilişkisi ve deneyimi örneklerinden faydalanabiliriz, kendimize uyarlayabileceğimiz dersleri alarak değişimin ve dönüşümün manifestosunu oluşturabiliriz.
Maslow ‘un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidini bilmeyeniniz yoktur. Kısaca özetlemek gerekirse;
Bu soruların yanıtlarını verebilmek ve daha da önemlisi müşterimizin her seviyedeki ihtiyaçlarını karşılayabilmek için aşağıdaki çizimde bulunan piramidin sağ tarafında TO-DO (yapılacaklar) listesi çıkardım, incelemenizi öneriyorum.
Makalenin devamı var! >>>
“Geleneksel Çoklu Kanal Yaklaşımı – OUT!” bölümünü okumak için tıklayın!
Politika dışında gündemin en sıcak konusu 6493 sayılı yasa ile düzenlenmeye çalışılan “Ödeme Sistemleri Pazarı” konusunda herkes bir miktar bilgi sahibi. Nakit ve Kartlı işlem yapan Perakende, Finans, Telekom, Çevrimiçi sektörler kısaca Ticaret ile uğraşan herkesi yakından ilgilendiren bu konuya yasal mevzuattan ekosistemin dizaynına ve iş modellerine kadar özet bir yazıda toparlamaya çalıştım.
90 ‘ların 2. yarısında yönetiminde de bulunduğum Superonline Shopping & YKB ve rakibi Garanti Alışveriş günlerinden itibaren elektronik ticaret hızla gelişti. Ödeme sistemleri konusu bankaların main-frame ‘lerine SNA sistemleri üzerinden bağlandığımız ilk sanal POS ‘lardan bugün çok kanallı yöntemlere evrildi ve bankaların uhdesinden çıkıyor artık.
Fiziksel perakende alışveriş yöntemleri bugün çevrimiçi (online) alışveriş, temassız ödeme ve mobil alışveriş yöntemleri ile desteklenerek alışveriş ve ticaret hacimleri büyüdü. 90 ‘ arda yalnızca bir tane ödeme sistemi kullanılırken bugün 150 ‘ye yakın ödeme sistemi kullanımda, yenileride yolda.
Ödeme sistemlerinin genel özellikleri arasında sanal POS, kredi, ön ödemeli ve banka kartları ile çevrimiçi ve mobil alışveriş, ATM, Kiosk, EPOS ve yakın alan teknolojileri ile mağaza içi alışveriş, para çekme, para gönderme ve fatura ödeme yöntemleri yer alıyor. Mobil cihazların yaygınlaşması ile birlikte e-ticaret hızla m-ticarete dönüşüyor. Günümüzde Türkiye ‘de mobil kullanıcı sayısı 90% penetrasyon ile 67 milyonu geçti.
Akıll mobil cihazlardaki bu hızlı yükseliş ise alışveriş çılgınlığı fiziksel mekânlara bağımlı olmakdan çıktı, istenilen mekan, zaman ve cihaz ile anından yapılabilir hale geldi. Yeni yayınlanan araştırmalara göre dijital cüzdanlar 2017 yılı itibariyle akıllı telefon kullanıcılarının ilk tercih ettiği ödeme yöntemi olacak.
Bugün Türkiye’de yüzde 30 civarında olan akıllı telefon penetrasyonu gün geçtikçe artıyor, bu durum Ödeme Sistemlerinin mobil ticaret ve dijital cüzdan ekseninde giderek gelişeceğini gösteriyor.
Perakende, Internet ve Telekom dünyası için geliştirilmesi gereken çok kanallı (omni-channel) Ödeme Sistemi mimarisi; Temel ve destek platformlarının üzerinde oluşturulacak servisler ve müşteri temas noktalarından oluşmaktadır.
Çok kanallı Ödeme Sistemi ekosistemi, kullanılacağı yere göre müşteri temas noktaları, platform ve servislerin mimarisi ile her bileşen hakkında görüşlerimi aktaracağım.
Ödeme Sistemi Platform ve Servislerinin müşteri ile temas noktalarını fiziksel den başlayarak sanal yöntemlere kadar sıralayabiliriz. Tüm Temas Noktalarının detaylarını görmek için sonraki makaleyi inceleyebilirsiniz.
Bu bölümde geneksel sistemlerin kurulumları ve mevcut sistemler ile yapılacak entegrasyonlardan sonra ihtiyaca ve iş modeline göre kurulabilecek yeni nesil platform ve servisleri içeriyor. Tüm Platform ve Servis Entegrasyonlarının detaylarını görmek için sonraki makaleyi inceleyebilirsiniz.
Bu bölümde de, rakipleriniz ile fark yaratacak, Telekom dünyasının zengin abone gücüne dokunabilecek ve mevcut müşterileriniz ile etkileşimi ve sadakati artıracak Platform ve Servis önerilerim olacak. Tüm Destek Platform ve Servislerinin detaylarını görmek için sonraki makaleyi inceleyebilirsiniz.
Temas noktaları, ana ve destek Platformları ile üzerinde çalışacak Katma Değerli Servisler kullanılacağı sektor ve amaca göre hem teknolojisi hemde müşteri deneyimi ile aktarılması gereken ayrı bir makale konusu. Detayları diğer makalelerimden takip edebilirsiniz.
Konu hakkındaki makalelerimi sabırla okuyup buraya kadar ulaştı iseniz, kesinlikle konunun ilgilisi ve çözüm arayan birisi olduğunuzu düşünüyorum.
Sizlere tüm ödeme sistemleri dünyası; müşteri temas noktaları, Internet, Telekom, E-ticaret, POS, katma değerli içerik, servis, satış ve pazarlama atyapısı ve servislerini modelleyen bir çözüm sunmam gerekiyordu.
Müjdemi vererek bitirmek isterim;
Tüm iş modelleri ve çözümleri ile ilgilenenler ve beraber iş geliştirmek isteyenler ile görüşmeye hazırız.